Bölgede halkın nabzını tutan ve kamuoyunu bilgilendirme görevini üstlenen yerel dijital medya temsilcileri ile gazetecilerin karşılaştığı bu tavır, toplantının amacının sorgulanmasına neden oldu.
Yenişehirlioğlu ve beraberindeki AK Parti heyetinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda, protokol konuşmalarının ardından basının sorularına geçilmesi beklenirken, soru alınmayacağının deklare edilmesi salonda soğuk rüzgarlar estirdi. Şanlıurfa’nın yerel dinamiklerini, ekonomik beklentilerini ve siyasi kulislerdeki iddiaları doğrudan muhatabına sormak için orada bulunan basın mensupları, uygulanan bu kısıtlamaya tepki gösterdi.
Gazetecilerin temel görevinin kamuoyu adına soru sormak olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesi, il başkanlığındaki buluşmayı bir iletişim ve istişare zemininden çıkarıp, tek taraflı bir hitabete dönüştürdü.
Yaşanan gerginliğin ardından Şanlıurfa basın camiasında ve kamuoyunda haklı olarak şu temel soru gündeme geldi: "Madem basına soru hakkı verilmeyecek, bu organizasyonun adı neden basın toplantısı?"
Gazetecilik terminolojisinde "Basın Açıklaması" (deklarasyon) ile "Basın Toplantısı" (interaktif diyalog) arasında kalın bir çizgi bulunmaktadır. Eğer siyasi irade yalnızca kendi belirlediği metni okuyup gündemi kendi çerçevesinden sunmak istiyorsa, bunun basına bülten olarak geçilmesi veya tek taraflı bir açıklama formatında yapılması yeterlidir. Ancak basın mensupları bir salona "toplantı" davetiyle çağrılıyorsa, burada gazetecilerin soru sorma, detay talep etme ve kamuoyunun aklındaki soru işaretlerini giderme hakkı doğar. Bu hakkın kısıtlanması, sadece salondaki gazetecilere değil, o haberi bekleyen Şanlıurfa halkına da yapılmış bir saygısızlık olarak değerlendiriliyor.
"Türkiye Yüzyılı Buluşmaları"nın temel felsefesi olan halkla, esnafla ve şehrin dinamikleriyle kucaklaşma iddiası; basının sesinin kısıldığı bir ortamda inandırıcılığını yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Özellikle yerel haber platformlarının ve dijital medyanın hızla güçlendiği, vatandaşın anlık ve şeffaf bilgiye ulaşmak istediği bu dönemde, "soru almayan" bir siyasi iletişim modelinin kente bir fayda sağlamayacağı aşikardır.
Sonuç olarak; Bahadır Yenişehirlioğlu’nun Şanlıurfa temaslarının ilk durağında yaşanan bu "sorusuz" iletişim kazası, kentin çözülmeyi bekleyen sorunlarının bir kez daha hasıraltı edildiği izlenimini yarattı. Şanlıurfa basını ise, her şeye rağmen kamuoyu adına sorması gereken soruları sormaktan vazgeçmeyeceğini bir kez daha ortaya koydu.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!