"Kürt Kimliği ve Urfa Endişesiyle Naaşı Kaçırdılar"
Urfa Barosu tarafından paylaşılan açıklamada, 12 Temmuz 1960 tarihinde gerçekleşen olayın arka planına dair belgelere yer verildi. 20 Haziran 1960 tarihli Bakanlar Kurulu tutanaklarına atıfta bulunulan açıklamada, darbe yönetimi ve dönemin yöneticilerinin, Said-i Nursi’nin Urfa’ya defnedilmesinden duyduğu rahatsızlığa dikkat çekildi.
Açıklamada, dönemin yetkililerinin "Orası yarın Kürtlüğün merkezi haline gelecek" şeklindeki ifadelerinin, naaşın kaçırılmasındaki temel motivasyonun etnik kimlik ve bölgesel endişeler olduğunu kanıtladığı belirtildi. Darbecilerin, kardeşi Abdülmecid Nursi’ye zorla dilekçe imzalatarak naaşın Isparta’ya nakledildiği yönünde resmi sahte belgeler oluşturduğu ifade edildi.
"Hukuki Mücadelemiz Sürecek"
Urfa Barosu, 2017 yılından bu yana sürdürdüğü adli ve idari girişimlere dair şu detayları paylaştı:
-
İç Hukuk Yolları: Yurt içindeki tüm yasal süreçlerin tüketildiği belirtildi.
-
AİHM Süreci: Konuyla ilgili iki kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruda bulunulduğu açıklandı.
"Mezar Dokunulmazlığı Ağır Bir İhlaldir"
Açıklamanın sonunda, mezarın parçalanarak naaşın gasp edilmesinin vicdani, hukuki ve insani bir sorumluluk olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
"Kayıp naaş her nerede ise getirilerek buradaki mezarına iadesini talep ediyoruz. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereğince hukukun üstünlüğünü savunmak görevimiz çerçevesinde, konunun takipçisi olmaya ve uluslararası platformlarda gerekli adımları atmaya kararlıyız."
Şanlıurfa Barosu, Said-i Nursi’yi rahmetle yâd ederken, mezarın parçalanmasına sebep olan zihniyeti de kınadığını belirtti.

Yorum Yazın