Koyunların taştan örülmüş asırlık ağıllarda (bêrî) toplanması, elle sağılan sütler ve kuyudan kovayla çekilen buz gibi sular, adeta Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş kültürel mirasını yeniden canlandırıyor.
"Nenemizin Yaşadığı O Hayat, En Büyük Mutluluğumuzdu"
Paylaşılan kareler, pek çoğumuzun hafızasında derin izler bırakan o eski köy günlerini akıllara getirdi. Küçükken köye gittiğimizde, nenelerimizin sabahın ilk ışıklarıyla başlayan, emek dolu ama bir o kadar da huzurlu yaşamı bu fotoğraflarla yeniden hayat buldu.
Kuyudan çekilen suyun tadı, koyun sağan annelerin, nenelerin el emeği ve doğayla iç içe olmanın verdiği o katıksız neşe, bugünün dijital dünyasında özlenen en büyük zenginlik olarak öne çıkıyor. Fotoğrafları gören vatandaşlar, "Biz küçükken köyde böyle çok mutluyduk, o zamanın tadı hiçbir şeyde yok" diyerek geçmişe olan özlemlerini dile getirdi.
Karacadağ’ın Taşlı Yollarında Kadim Gelenek
Modern hayvancılığın aksine, Karacadağ eteklerinde göçerler ve köy sakinleri yüzlerce yıllık yöntemleri hâlâ yaşatıyor. Volkanik taşlardan yapılan duvarların arasında, kavurucu sıcaklara rağmen imece usulüyle yapılan süt sağımı (bêrîvânlık), bölgenin sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda yaşayan bir tarihi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Geçmişin samimiyetini ve çocukluk anılarımızın o en saf anlarını barındıran bu görüntüler, adeta zamanın Karacadağ'da ne kadar asil durduğunun bir nişanesi oldu.



Yorum Yazın