DOLAR 49,7892 ▲ %0,30
Şanlıurfa
10,4°
← Tüm Biyografiler
Biyografi

Dertli Divani Kimdir? Hayatı ve Şanlıurfa’daki Yeri

Dertli Divani · Âşık ve halk ozanı

Dertli Divani

Dertli Divani, Kısas’taki âşıklık ve cem geleneğini şiirleri ve bağlama icrasıyla yaşatan Şanlıurfalı halk ozanıdır.

 

Asıl adı Veli Aykut olan Dertli Divani, 15 Ocak 1962 tarihinde Şanlıurfa’nın Kısas köyünde dünyaya geldi. Şanlıurfa’nın güçlü âşıklık ve Alevi-Bektaşi kültürünün önemli merkezlerinden biri olan Kısas’ta yetişen Dertli Divani; zakir, âşık, ozan, şair, besteci ve derlemeci kimliğiyle tanındı.

Yüzyıllardır sözlü kültürün kuşaktan kuşağa aktarıldığı Kısas’ın bu geleneğini bağlaması ve sesiyle sürdüren Dertli Divani, özellikle deyiş, düvaz, semah ve Alevi-Bektaşi müzik geleneğinin yaşatılması konusunda önemli çalışmalar yaptı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sanatçıya ilişkin envanterinde de Dertli Divani, "Zakirlik Geleneği" kapsamında kayıt altına alınmış ve geleneksel kültürün taşıyıcılarından biri olarak gösterilmiştir.

Kısas'ın âşıklar geleneği içinde yetişti

Dertli Divani'nin sanat hayatını anlamak için öncelikle doğduğu Kısas'ı ve ailesini anlamak gerekiyor.

Kısas, Şanlıurfa'nın tarih boyunca Alevi-Bektaşi ve Türkmen kültürünün önemli merkezlerinden biri olarak öne çıktı. Araştırmalarda Kısas'ta çok sayıda âşığın yetiştiği ve bu geleneğin günümüze kadar taşındığı belirtiliyor.

Dertli Divani de bu kültürün içerisinde, sazın ve sözün hayatın doğal bir parçası olduğu bir aile ortamında büyüdü.

Babası Hamdullah Aykut, yörede Âşık Büryani mahlasıyla tanınan önemli bir âşıktı. Dertli Divani'nin çocukluk yıllarında babası, onun için adeta bir kültür ve irfan okuluna dönüştü. Cemlerde, muhabbetlerde ve geleneksel toplantılarda duyduğu deyişler, onun ilerideki sanat hayatının temelini oluşturdu.

Dertli Divani, saz çalmayı da büyüklerini izleyerek öğrendi. Kaynaklarda yaklaşık 12 yaşlarında bağlama ve cura ile ilgilenmeye başladığı, 14-15 yaşlarında ise ilk deyişlerini yazdığı aktarılıyor.

Böylece çocukluk yıllarında başlayan müzik tutkusu, zaman içerisinde yalnızca bir sanat uğraşı olmaktan çıkıp geleneksel kültürü taşıma görevine dönüştü.

"Dertli Divani" mahlası nasıl ortaya çıktı?

Veli Aykut'un bugün Türkiye genelinde tanınmasını sağlayan Dertli Divani adı, doğrudan geleneksel âşıklık kültürü içerisindeki mahlas verme geleneğinden geliyor.

1978 yılında Hacı Bektaş Veli evlatlarından Emrullah Ulusoy, Veli Aykut'a "Dertli" mahlasını verdi.

Aynı yıl, yine Hacı Bektaş Veli evlatlarından Bektaş Ulusoy tarafından "Divani" mahlası verildi.

Böylece iki ayrı mahlasın birleşmesiyle sanatçının ömür boyu kullanacağı Dertli Divani adı ortaya çıktı.

Bu durum aynı zamanda Dertli Divani'nin sanatının yalnızca bireysel bir üretim olmadığını, kendisini yetiştiren gelenek ve ustalarla güçlü bir bağ içerisinde geliştiğini gösteriyor.

Zakirlik geleneğinin önemli temsilcilerinden biri oldu

Dertli Divani'nin sanat hayatındaki en önemli yönlerden biri zakirlik geleneğidir.

Alevi-Bektaşi cemlerinde önemli görevlerden biri olan zakirlik; bağlama eşliğinde deyişleri, düvazları, nefesleri ve semahları icra ederek sözlü kültürün aktarılmasını sağlayan bir gelenek olarak öne çıkar.

Dertli Divani, bu geleneği babası Âşık Büryani'den ve Kısas'taki diğer usta isimlerden öğrendi. Daha sonra kendisi de bu kültürün genç kuşaklara aktarılması için çalışmalar yürüttü.

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Yaşayan İnsan Hazineleri" envanterinde Dertli Divani'nin zakirlik geleneğinin taşıyıcısı olarak yer alması da bu yönünün önemini ortaya koyuyor.

Şiirlerinde Kısas, Urfa ve Anadolu kültürü

Dertli Divani'nin eserlerinde yalnızca Alevi-Bektaşi inancına ait kavramlar değil; insan sevgisi, birlik, dayanışma, toplumsal sorunlar, doğa ve Anadolu insanının yaşamı da önemli yer tutuyor.

Şiirlerinde doğduğu Kısas'a ve Şanlıurfa'ya da sık sık yer veren sanatçı, memleketini eserleri üzerinden gelecek kuşaklara aktardı.

Kısas ve Harran'a ilişkin şiirlerinde bölgenin toprağına, insanına ve kültürüne duyduğu bağlılık dikkat çekiyor. Akademik çalışmalarda da Dertli Divani'nin şiirlerinde Kısas ve Harran'ın önemli bir yere sahip olduğu belirtiliyor.

Onun sanatında saz yalnızca bir müzik aleti değil, aynı zamanda hafızayı taşıyan bir araç haline geldi.

Deyiş, düvaz ve semahları geniş kitlelere ulaştırdı

Dertli Divani'nin repertuvarında geleneksel Alevi-Bektaşi müziğinin önemli türleri bulunuyor.

Özellikle deyiş, düvaz ve semahların bağlama eşliğinde yorumlanması ve kayıt altına alınması, sözlü kültür açısından önemli bir işlev gördü.

Araştırmalarda Dertli Divani'nin yalnızca icracı olmadığı; aynı zamanda besteci ve derlemeci kimliğiyle de öne çıktığı belirtiliyor. Şanlıurfa yöresine ait bazı eserleri derlediği ve bazı eserleri bestelediği akademik çalışmalarda inceleniyor.

Eserlerinin farklı halk müziği sanatçıları tarafından da seslendirilmesi, onun üretimlerinin kendi çevresinin dışına taşmasını sağladı.

İlk albümü 1989'da yayımlandı

Dertli Divani'nin profesyonel müzik hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri 1989 yılında yayımlanan "Divane Gönül" albümü oldu.

Bunu 1992 yılında "Diktiğimiz Fidanlar", 1996 yılında ise "Düvaz İmam" albümleri takip etti.

Sanatçı ilerleyen yıllarda "Serçeşme" (2000), "Hasbihal" (2005) ve "Hâkisar" (2014) gibi çalışmalarını da dinleyiciyle buluşturdu.

Bu çalışmalarla birlikte Dertli Divani'nin yorumladığı deyiş ve geleneksel eserler daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.

Eserleri başka sanatçılar tarafından da seslendirildi

Dertli Divani'nin sanat hayatının önemli özelliklerinden biri, eserlerinin yalnızca kendi yorumuyla sınırlı kalmaması oldu.

Kendisinin yazdığı, bestelediği veya derlediği eserler farklı halk müziği sanatçıları tarafından da yorumlandı.

Bu durum Dertli Divani'nin sanatını kişisel bir repertuvardan çıkararak daha geniş bir Alevi-Bektaşi ve Türk halk müziği repertuvarının parçası haline getirdi.

UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" seçildi

Dertli Divani'nin kültürel miras açısından taşıdığı önem, Türkiye'nin somut olmayan kültürel miras çalışmaları kapsamında da tescillendi.

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu kayıtlarında Veli Aykut – Dertli Divani, "Zakirlik" alanında Yaşayan İnsan Hazinesi olarak yer alıyor. 2009 yılında seçilen ustalar arasında bulunan Dertli Divani'nin ödül töreni 26 Kasım 2010 tarihinde gerçekleştirildi.

Bu unvan, onun yalnızca başarılı bir müzisyen olarak değil, kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel bir kültürün yaşayan taşıyıcısı olarak kabul edildiğini gösteriyor.

Yurt içinde ve yurt dışında konserler verdi

Dertli Divani, yıllar içerisinde Türkiye'nin farklı bölgelerinde ve yurt dışında konserler, kültür etkinlikleri ve toplantılara katıldı.

Bu etkinliklerde yalnızca kendi eserlerini değil, Kısas ve Anadolu'nun sözlü kültüründen gelen eserleri de seslendirdi.

Böylece Şanlıurfa'nın Kısas mahallesinde yaşayan yerel bir kültür, onun aracılığıyla Türkiye'nin ve dünyanın farklı noktalarındaki dinleyicilerle buluştu.

Yeni kuşaklara aktarmaya devam etti

Dertli Divani'nin sanat anlayışındaki en önemli noktalardan biri, geleneğin yalnızca geçmişte bırakılmaması gerektiği düşüncesidir.

Kendisi zakirliğin özünün korunması ve yeni çırakların yetiştirilmesi konusunda çalışmalar yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı da sanatçının bu yönünü özellikle vurgulayarak onun geleneği sürdürdüğünü belirtiyor.

Bu açıdan Dertli Divani'nin hayatı yalnızca bir sanatçının biyografisi olarak değil, Şanlıurfa'nın Kısas'tan günümüze uzanan sözlü kültür tarihinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Dertli Divani neden önemli?

Dertli Divani'yi önemli kılan yalnızca bağlama çalması veya şiir yazması değil.

Onu önemli kılan temel unsurlar;

  • Kısas'ın güçlü âşıklık geleneğinden yetişmesi,
  • Babası Âşık Büryani'den aktarılan kültürü sürdürmesi,
  • Zakirlik geleneğini yaşatması,
  • Deyiş, düvaz ve semahları yeni kuşaklara aktarması,
  • Şanlıurfa yöresinin sözlü kültürünün derlenmesine katkı sağlaması,
  • Kendi şiir ve besteleriyle geleneğe yeni eserler kazandırması,
  • Eserlerinin farklı sanatçılar tarafından yorumlanması,
  • Yurt içinde ve dışında konserlerle bu kültürü tanıtması,
  • Ve en önemlisi UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi olarak geleneksel kültür taşıyıcısı kabul edilmesi.

Dertli Divani'nin hikâyesi bu nedenle yalnızca Veli Aykut adlı bir sanatçının hayat hikâyesi değildir.

Bu hikâye; Kısas'ın sazını, sözünü, cemlerini, âşıklık geleneğini ve kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel hafızasını da anlatır.

Bugün Dertli Divani adı anıldığında, bir sanatçıyla birlikte Şanlıurfa'nın Kısas'ından Türkiye'ye ve dünyaya taşınan güçlü bir sözlü kültür mirası da akla gelmektedir.

Haber İhbarıE-posta BülteniEtkinlik TakvimiCanlı GelişmelerOlay HaritasıSpor Merkezi
WhatsApp