Kiracı ile ev sahibi arasında yaşanan anlaşmazlıkların başında depozito iadesi geliyor. Kira sözleşmesi sona erdiğinde evini boşaltan birçok kiracı, ödediği güvence bedelini geri almakta sorun yaşıyor. Özellikle boya, badana, tadilat, hasar iddiaları ve taşınmazın el değiştirmesi, depozito konusunda tarafları karşı karşıya getiriyor.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2025 ve 2026 yıllarında verdiği kararlar ise depozito uyuşmazlıklarında önemli hukuki ölçütleri yeniden gündeme taşıdı. Kararlara göre ev sahipleri, yalnızca boya veya tadilat gerekçesiyle depozitoyu istedikleri gibi alıkoyamıyor. Kesinti yapılabilmesi için kiracıdan kaynaklanan gerçek, somut ve hukuken talep edilebilir bir alacağın bulunması gerekiyor.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23 Eylül 2025 tarihli, 2024/3882 Esas ve 2025/4233 Karar sayılı kararı, depozito iadesi konusunda dikkat çekici değerlendirmeler içeriyor.
Karara göre ev sahibinin güvence bedelini iade etmemesi için kiracıdan kaynaklanan ve mahsup edilmesi gereken gerçek bir alacağının bulunması gerekiyor. Kiracının eve zarar verdiği, kira veya fatura borcunu ödemediği yönündeki genel iddialar, tek başına depozitoyu alıkoymak için yeterli kabul edilmiyor.
Ev sahibi, kesinti yapmak istediği tutarın hangi zarardan veya borçtan kaynaklandığını ortaya koymak zorunda. İleri sürülen zararın gerçekten meydana gelip gelmediği, kiracının sorumluluğunda bulunup bulunmadığı ve talep edilen masrafın miktarı hukuki değerlendirmede önem taşıyor.
Bu yaklaşım, depozitonun ev sahibinin dilediği gibi kullanabileceği bir para olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Kiracının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi ve taşınmazı olağan kullanım sınırları içerisinde teslim etmesi halinde güvence bedelinin iade edilmesi gerekiyor.
Kiracıların en sık karşılaştığı sorunlardan biri, evden çıkarken boya ve badana masraflarının depozitodan düşülmek istenmesi. Ancak Türk Borçlar Kanunu'nun 334. maddesi, kiracının olağan kullanımdan kaynaklanan eskime ve yıpranmalardan sorumlu tutulamayacağını düzenliyor.
Örneğin uzun süre kullanılan bir evde duvar boyasının renginin solması, zeminin zamanla yıpranması veya olağan kullanımdan kaynaklanan eskimeler, tek başına kiracıya yüklenebilecek zararlar arasında değerlendirilmiyor.
Buna karşılık kırılan kapılar, hasar gören dolaplar, olağan kullanımı aşan duvar zararları ve kiracının kusurundan kaynaklanan diğer hasarlar için gerçek zarara dayalı kesinti talep edilebiliyor.
Türk Borçlar Kanunu'nun 335. maddesi de ev sahibine önemli bir yükümlülük getiriyor. Ev sahibi, taşınmazı teslim alırken gerekli incelemeyi yapmalı ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri gecikmeden yazılı olarak bildirmeli. Olağan incelemeyle tespit edilebilecek hasarların zamanında bildirilmemesi, kiracının sorumluluğunu ortadan kaldırabiliyor.
Depozito konusunda bir diğer önemli gelişme ise kiralanan evin satılması halinde yaşanıyor. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12 Mayıs 2026 tarihli, 2026/3664 Esas ve 2026/2960 Karar sayılı kararında, taşınmazın satılması durumunda depozitonun yeni malike devredildiğinin ispatlanması gerektiğine dikkat çekildi.
Dosyaya konu olayda kiracı, evi kiralarken eski malike 300 dolar depozito ödedi. Taşınmaz daha sonra satılmasına rağmen güvence bedeli kiracıya iade edilmedi. Yargıtay, önceki malikin depozitoyu yeni malike aktardığını kanıtlayamaması halinde iade yükümlülüğünün devam edebileceğine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Ancak kararın kanun yararına bozma niteliğinde olduğu ve somut davanın tarafları arasındaki sonucu değiştirmediği de önem taşıyor.
Türk Borçlar Kanunu'nun 342. maddesi, para olarak verilen depozitonun güvence hesabında tutulmasına ilişkin düzenlemeler içeriyor. Buna göre güvence bedelinin, kiraya verenin onayı olmadan çekilemeyecek şekilde bankada vadeli bir tasarruf hesabına yatırılması gerekiyor.
Kira sözleşmesinin sona ermesinden itibaren üç ay içerisinde ev sahibi kiracıya karşı dava açtığını veya icra ya da iflas takibi başlattığını bankaya bildirmezse banka, kiracının talebi üzerine güvence bedelini iade etmekle yükümlü oluyor.
Ancak uygulamada depozitoların çoğunlukla doğrudan ev sahibine elden veya banka havalesiyle verildiği görülüyor. Bu tür durumlarda bankadaki üç aylık mekanizma doğrudan uygulanmıyor. Kiracı, depozito alacağını genel hükümler çerçevesinde ev sahibinden talep edebiliyor. Dolayısıyla her kiracının depozitosunu almak için mutlaka üç ay beklemesi gerekmiyor.
Depozitosunu alamayan kiracıların öncelikle ödeme dekontlarını, kira sözleşmesini, anahtar teslim tutanağını ve evin boşaltıldığı tarihe ilişkin belgeleri saklaması gerekiyor. Evden çıkarken çekilen fotoğraf ve videolar da olası hasar iddialarına karşı önemli delil niteliği taşıyor.
Ev sahibiyle yapılan yazışmalar, elektrik, su ve doğal gaz faturaları ile sayaç kayıtlarının muhafaza edilmesi de kiracının haklarını korumasına yardımcı oluyor.
Kiracı öncelikle depozitonun iadesini yazılı olarak talep edebilir. Ödeme yapılmaması halinde uyuşmazlığın niteliğine göre icra takibi veya alacak davası gündeme gelebilir. Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce kural olarak zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekiyor.
Kiracılar açısından en önemli nokta ise şu: Ev sahibinin boya, badana veya tadilat yaptırmak istemesi, depozitoyu otomatik olarak kesebileceği anlamına gelmiyor. Kesinti için kiracının sorumluluğunda bulunan gerçek bir zarar veya borcun ortaya konulması gerekiyor. Yargıtay kararları da güvence bedelinin keyfi biçimde alıkonulamayacağına ilişkin hukuki çerçeveyi güçlendiriyor
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!