Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde 24 Eylül’de meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki depremin ardından Türkiye’nin farklı bölgelerindeki aktif faylar yeniden gündeme geldi. Yer bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, son değerlendirmesinde bu kez Denizli ve Pamukkale çevresine dikkat çekti.
Üşümezsoy, Pamukkale Fayı’nın 6,5 ile 7 arasında bir deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu savunurken, fayın uzanımında Buldan, Karahayıt, Pamukkale ve Denizli hattının bulunduğunu ifade etti.
Burada özellikle belirtilmesi gereken nokta ise Üşümezsoy’un açıklamasının belirli bir tarihte deprem olacağı yönünde bir tarih tahmini olmadığı. Söz konusu ifadeler, fayın deprem üretme potansiyeline ilişkin bir değerlendirme olarak aktarılıyor.
Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde 24 Eylül 2026 tarihinde saat 10.40’ta 5,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Sarsıntı Şanlıurfa’nın yanı sıra çevre illerde de hissedildi.
Depremin ardından bölgede fay hatları ve olası deprem senaryoları yeniden tartışılırken, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un daha önce Şanlıurfa ve çevresindeki faylara ilişkin yaptığı değerlendirmeler de gündeme geldi.
Üşümezsoy, 2023 yılında Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Atatürk Barajı’nın güneyindeki faylara ve Bozova Fayı çevresindeki gerilime dikkat çekmişti. Karaköprü’deki son deprem sonrasında bu açıklamalar yeniden kamuoyunun gündemine taşındı.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un son değerlendirmesinin odağında ise Ege Bölgesi yer aldı.
Üşümezsoy, risk taşıdığını düşündüğü faylardan birinin Pamukkale Fayı olduğunu belirterek bu fayın 7’nin altında, yaklaşık 6,5 ile 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu söyledi.
Üşümezsoy’un tarifine göre söz konusu fay hattı Buldan’dan başlayarak Karahayıt ve Pamukkale üzerinden Denizli yönüne uzanıyor.
Bu değerlendirme, Denizli ve çevresinde yaşayan vatandaşların yanı sıra bölgenin deprem tehlikesi üzerine çalışan uzmanların açıklamalarını da yeniden gündeme getirdi.
Üşümezsoy, açıklamasında özellikle dört bölgenin adını verdi.
Bunlar Buldan, Karahayıt, Pamukkale ve Denizli olarak sıralandı.
Yer bilimcinin değerlendirmesine göre bu bölgeler boyunca uzanan fay sistemi, geçmişte meydana gelen depremler ve günümüzdeki sismik hareketlilik açısından önem taşıyor.
Üşümezsoy, daha önce de Buldan-Denizli hattında meydana gelen 5 ve üzerindeki depremlere dikkat çekmiş, bölgede daha büyük bir deprem potansiyeli bulunduğunu ifade etmişti. Haziran 2026'da yaptığı değerlendirmede ise Pamukkale-Denizli hattı için en az 6, 6,5'a yaklaşan bir deprem ihtimalinden söz etmişti.
Üşümezsoy, Pamukkale ve Denizli çevresine ilişkin değerlendirmesinde bölgenin tarihsel deprem geçmişine de dikkat çekti.
Özellikle antik Laodikeia çevresinin tarih boyunca önemli depremler yaşadığını belirten Üşümezsoy, bölgenin tektonik yapısına ve Pamukkale’deki sıcak su kaynaklarına da vurgu yaptı.
Üşümezsoy, Pamukkale’deki sıcak suların bölgedeki tektonik kırıklarla bağlantılı olduğunu savunurken, tarihsel kayıtlarda Milattan Sonra 40 yılında bölgede büyük bir deprem meydana geldiğini ifade etti.
Üşümezsoy, geçmiş yıllardaki deprem değerlendirmelerini de hatırlatarak daha önce farklı fay hatları ve bölgeler hakkında yaptığı açıklamalardan söz etti.
Daha önce Sivrice, Acıpayam ve Yedisu gibi bölgeleri gündeme getirdiğini belirten Üşümezsoy, Sisam Fayı ile Silivri-Kumburgaz hattı ve Simav-Sındırgı çevresine ilişkin değerlendirmelerini de anlattı.
Son açıklamasında ise odağını Pamukkale ve Denizli hattına çevirdi.
Üşümezsoy’un açıklamalarında dikkat çeken önemli ayrıntılardan biri de belirli bir tarih verilmemesi oldu.
Bir fayın belirli bir büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip olması, depremin belirli bir gün veya yakın zamanda gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Üşümezsoy’un açıklaması da fayın olası deprem büyüklüğüne ilişkin bir değerlendirme niteliğinde.
Deprem tehlikesinin değerlendirilmesinde fayın yanı sıra yapıların durumu, zemin özellikleri, yerel jeoloji ve bölgedeki resmi deprem tehlikesi çalışmaları da önem taşıyor.
Şanlıurfa’da meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki depremin ardından Türkiye’nin farklı bölgelerindeki aktif faylar yeniden tartışılırken, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un açıklaması bu kez Denizli ve Pamukkale hattını gündeme taşıdı.
Üşümezsoy’un değerlendirmesine göre Buldan-Karahayıt-Pamukkale-Denizli hattı, gelecekte deprem üretme potansiyeli açısından izlenmesi gereken bölgeler arasında bulunuyor.
Ancak açıklamada belirtilen 6,5-7 büyüklüğü, belirli bir zamanda gerçekleşmesi beklenen kesin bir deprem tahmini olarak değil, Üşümezsoy’un söz konusu fayın deprem üretme kapasitesine ilişkin değerlendirmesi olarak ele alınıyor.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!