Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde görev yapan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Kadir Kiraz’ın istifa açıklaması, ilçedeki sağlık hizmetlerinin durumuna ilişkin önemli tartışmaları beraberinde getirdi. Kiraz’ın görev süresince yaşadıklarını anlattığı açıklama, yalnızca bir doktorun mesleki ayrılığı olarak değil, sağlık sistemindeki yapısal sorunların sahadaki yansıması olarak da değerlendirilmeli.
Özellikle Şanlıurfa’da doktor atamaları ve sağlık yatırımları üzerinden yapılan siyasi açıklamalar düşünüldüğünde, bir hekimin kendi deneyimleri üzerinden ortaya koyduğu tablo dikkat çekiyor.
Şanlıurfa’da sağlık alanında yapılan yatırımlar ve doktor atamaları, siyasilerin açıklamalarında sık sık öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Ancak hastanelere yapılan atamaların sayısı kadar, bu hekimlerin hangi ilçelerde görevlendirildiği, branşlara nasıl dağıtıldığı ve vatandaşın sağlık hizmetine ne ölçüde erişebildiği de önem taşıyor.
Kadir Kiraz’ın açıklaması, tam da bu noktada kritik bir soruyu gündeme getiriyor: Şanlıurfa’ya doktor atanması, Siverek gibi nüfusu yüksek ilçelerdeki uzman hekim ihtiyacını karşılamaya yetiyor mu?
Kiraz, açıklamasında Siverek’in nüfusuna kıyasla doktor sayısının yetersiz olduğunu savunurken, günlük hasta yoğunluğunun çalışma kapasitesini aştığını ileri sürdü. Bu ifadeler, kentte sağlık hizmetlerinin yalnızca toplam doktor sayısı üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayabileceğini gösteriyor.
Bir ile çok sayıda doktor atanmış olabilir. Ancak ihtiyaç duyulan branşlarda yeterli hekim bulunmuyorsa, mevcut doktorların iş yükü azaltılamıyorsa ve hastalar muayene sırası beklemek zorunda kalıyorsa, atama rakamlarının tek başına başarı göstergesi sayılması mümkün değil.
Kiraz’ın açıklamasındaki en çarpıcı ayrıntılardan biri, günlük hasta yoğunluğuna ilişkin sözleri oldu.
Görevinin günlük 40 hasta bakmak olduğunu ancak 130 hastaya kadar muayene yaptığını belirten Kiraz, buna rağmen her gün 50-60 hastayı geri çevirmek zorunda kaldığını ifade etti.
Bu iddia, Siverek’te uzman hekim hizmetine erişim konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Bir hekimin günlük çalışma kapasitesinin çok üzerinde hastayla karşı karşıya kalması, yalnızca doktor açısından değil, sağlık hizmeti almak isteyen vatandaşlar açısından da önemli bir sorun.
Çünkü sağlık hizmetinde mesele yalnızca hastanede bir doktorun bulunması değil; hastanın yeterli süre ayrılarak değerlendirilmesi, gerekli tetkik ve tedavilerin planlanması ve ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetine zamanında ulaşabilmesidir.
Bir doktorun yüzlerce hastaya yetişmeye çalıştığı bir sistemde, hem hekimin çalışma koşulları hem de hastanın aldığı hizmet tartışılmak zorunda.
Kiraz’ın anlattıkları, bu yoğunluğun ne ölçüde yaygın olduğunu tek başına kanıtlamasa da yetkililerin açıklığa kavuşturması gereken somut bir tablo ortaya koyuyor.
Kadir Kiraz, açıklamasında Siverek’in yaklaşık 400 bin kişilik nüfusuna karşılık ilgili alanda yalnızca iki doktor bulunduğunu öne sürdü.
Bu rakamın hangi tarih aralığını, hangi uzmanlık alanını ve hangi sağlık kuruluşlarını kapsadığı resmî verilerle netleştirilmeli. Ancak iddianın kendisi bile ilçedeki uzman hekim dağılımının ayrıntılı biçimde ele alınmasını gerektiriyor.
Şanlıurfa’daki milletvekilleri, sağlık yöneticileri ve ilgili kurumlar şu sorulara yanıt vermeli:
Siverek Devlet Hastanesi’nde branşlara göre kaç uzman hekim görev yapıyor?
İlçenin nüfusu ve hasta başvuruları dikkate alındığında hekim ihtiyacı nasıl hesaplanıyor?
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon alanında mevcut kapasite, günlük hasta talebini karşılıyor mu?
Doktor atamalarında Siverek’in ihtiyaçları hangi ölçütlere göre belirleniyor?
Görevinden ayrılan hekimlerin yerine yeni uzmanların görevlendirilmesi için bir plan bulunuyor mu?
Bu soruların yanıtı, siyasi açıklamalardan çok daha fazla önem taşıyor. Çünkü vatandaşın görmek istediği, kaç doktor atandığından önce, ihtiyaç duyduğu doktora ulaşabilmek.
Kiraz’ın açıklamasında öne çıkan bir diğer konu da hastanede kendisine ultrason cihazı temin edilemediği yönündeki ifadesi oldu.
Hekim, bunun üzerine kendi imkânlarıyla 300 bin TL’ye ultrason cihazı satın aldığını ve ultrason eşliğinde gerçekleştirdiği işlemleri vatandaşlara ücretsiz sunduğunu belirtti. Ayrıca görev süresince yaklaşık 2 bin girişimsel işlem yaptığını, bunların yaklaşık bininin ultrason eşliğinde gerçekleştirildiğini açıkladı.
Bu anlatım doğruysa, sağlık hizmetlerinin sunumunda cihaz ve donanım planlamasının da sorgulanması gerekiyor.
Bir kamu hastanesinde uzman hekimin ihtiyaç duyduğu tıbbi ekipmana erişememesi, yalnızca personel sayısıyla çözülemeyecek bir soruna işaret edebilir. Cihazların temini, bakım süreçleri, hizmet planlaması ve hastane yönetiminin ihtiyaçları ne ölçüde karşıladığı da değerlendirilmelidir.
Öte yandan Kiraz’ın açıklamasındaki cihaz temini ve işlemlere ilişkin ayrıntıların hastane yönetimi tarafından da açıklığa kavuşturulması, kamuoyunun konuyu bütün yönleriyle değerlendirebilmesi açısından önem taşıyor.
Şanlıurfa’da sağlık yatırımlarının ve doktor atamalarının gündeme getirilmesi elbette önemli. Ancak yatırım açıklamalarıyla vatandaşın günlük hayatta karşılaştığı sorunlar arasında bir fark oluşuyorsa, bu farkın nedenleri araştırılmalı.
Bir hastanenin binası, cihazları ve kadro sayısı kadar, bu kaynakların ne kadar verimli kullanıldığı da belirleyicidir. Hekimlerin ağır hasta yükü altında çalışması, bazı branşlarda randevu ve muayene kapasitesinin yetersiz kalması veya ilçeler arasındaki dağılımın ihtiyacı karşılamaması, sağlık hizmetlerinin niteliğini doğrudan etkileyebilir.
Siverek örneğinde tartışılması gereken konu, yalnızca bir doktorun istifa etmesi değil. Asıl mesele, bir hekimin anlattığı çalışma koşullarının hangi ölçüde sistemin genel sorunlarını yansıttığı ve bu sorunların çözümü için hangi adımların atılacağıdır.
Şanlıurfa’daki siyasetçilerin doktor atamalarını gündeme getirmesi tek başına yeterli değil. Atamaların hangi ilçelerin hangi branşlardaki ihtiyacını karşıladığı, hastanelerdeki iş yükünü ne kadar azalttığı ve vatandaşların sağlık hizmetine erişimini nasıl etkilediği de kamuoyuyla paylaşılmalı.
Siverek’te görev yapan bir hekimin doktor yetersizliği ve yoğun hasta yüküne ilişkin açıklamaları, bu açıdan siyasiler için önemli bir sınav niteliğinde.
Ancak Kiraz’ın açıklamasını, tek başına bütün siyasetçilerin yalan söylediğinin kesin kanıtı olarak sunmak da doğru olmaz. Bunun için mevcut hekim kadrolarının, atama verilerinin ve hastane kapasitesinin resmî bilgilerle karşılaştırılması gerekiyor.
Buna rağmen ortada göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek var: Doktor atamalarının yapıldığını söylemek başka, vatandaşın ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetine sorunsuz ulaşabildiğini göstermek başka.
Kadir Kiraz’ın istifasıyla birlikte Siverek’teki sağlık hizmetlerinin durumu yeniden gündeme taşındı. Doktorun açıklamaları, uzman hekim sayısından hasta yoğunluğuna, tıbbi cihaz ihtiyacından çalışma koşullarına kadar pek çok başlığın araştırılması gerektiğini ortaya koyuyor.
Şimdi gözler Şanlıurfa’daki milletvekillerine, İl Sağlık Müdürlüğüne ve Siverek Devlet Hastanesi yönetimine çevriliyor.
Yetkililer, Kiraz’ın dile getirdiği iddialara ilişkin açıklama yapmalı; ilçedeki branş bazlı hekim sayısını, hasta yoğunluğunu ve yeni personel planlamasını kamuoyuyla paylaşmalı.
Çünkü sağlık alanındaki başarı, yalnızca atama haberleriyle değil, vatandaşın hastaneye gittiğinde aldığı hizmetle ölçülür. Siverek’te dile getirilen sorunlar da siyasi söylemlerin ötesinde, somut veriler ve çözüm adımlarıyla ele alınmayı bekliyor.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!